BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI

Rum Dışişleri Bakanı Lillikas’ın, Doğrudan Ticaret Tüzüğü hakkında yaptığı son açıklamalar, Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz politikasını bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Lillikas açıklamasında, Gazimağusa Limanı’ndan doğrudan ticaret yapılmasının Maraş Bölgesi’nin “yasal sahiplerine” geri verilmesi ile eş zamanlı gerçekleştirilebileceğini iddia ederek, Doğrudan Ticaret Tüzüğünün kabulünü şarta bağlama çabalarını sürdürmektedir.

Halbuki, Maraş konusunun Kıbrıs konusunda varılacak kapsamlı bir anlaşmanın bir parçası olduğu Kıbrıs Türk tarafının yanısıra Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) yetkililerince de defalarca dile getirilmiştir. Hatırlanacağı üzere, bu konudaki Rum iddialarına cevap, son olarak Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Olli Rehn tarafından verilmişti: Komiser Rehn, Maraş konusuyla KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılması arasında paralellik kurulmasının yanlış olduğunu vurgulamak suretiyle, Maraş’ın kapsamlı çözümün bir parçası olduğuna ve kapsamlı çözümün BM’nin sorumluluğunda olduğuna dikkat çekmiştir.

Lillikas’ın Doğrudan Ticaret Tüzüğü hakkında yapmış olduğu son açıklamalar, Tüzüğün kabul edilmesi yönünde AB’nin başlatmayı planladığı yeni girişimi, konuyu bir kez daha çıkmaza sürüklemek suretiyle, engelleme çabasını göstermektedir.

Rum tarafı bu tutumuyla ayrıca, Ada’daki gerçekleri ve kapsamlı çözüm parametrelerini hiçe saymakta, Birleşmiş Milletler çatısı altında kapsamlı ve kalıcı bir çözüme ulaşılması çabalarına zarar vermekte ve iki halk arasında güven ortamı tesisini imkansız kılmaktadır.

Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Doğrudan Ticaret Tüzüğünün, Maraş konusu da dahil, Kıbrıs Türkünden taviz istenmek suretiyle kabulünü sağlamaya çalışmak bizim açımızdan kabul edilmez bir başlangıç olacaktır. Doğrudan Ticaret Tüzüğünün kabulü, AB’nin 26 Nisan 2004 tarihinde Kıbrıs Türkünün maruz kaldığı izolasyonların kaldırılması yönünde atacağı bir adımdır ve bu adım Türk tarafından taviz istenmek suretiyle gerçekleştirilemez. Bu bağlamda, AB’nden beklentimiz, Doğrudan Ticaret Tüzüğünün herhangi bir koşula bağlanmadan onaylanması için çalışmalarına ivedilikle başlayarak Rum tarafının şantaj ve oyunlarına alet olmamasıdır.

17 Ocak 2007, Lefkoşa