BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI

 

21 Mart Mutabakatına binaen çalışma grupları ve teknik komitelerin bir araya gelmesine günlere kala Rum liderliğinin talihsiz açıklamaları devam etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sn Mehmet Ali Talat’ın açıklamalarına karşı gösterilen tepki üzücü olduğu kadar düşündürücüdür de. Rum Meclis Başkanı ve bir çok siyasi lider anlaşmışçasına Sn Cumhurbaşkanını hedef alan açıklamalar yapmaktadırlar. Sn Cumhurbaşkanımız Türkiye’yi suçlayarak ve Kıbrıs Türk tarafını kaale almayarak mesafe kaydedilemeyeceğini ve çözüme katkı konamayacağını vurgulamıştır.

 

Çözümün ancak Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkı arasında  yapılacak özlü görüşmeler ile elde edilebileceği açıktır. Rum liderliğinin ısrarla dış müdahalelere karşı olduğunu ve çözümün Kıbrıs’ta bulunması gerektiğini vurgularken her şeyden Türkiye’yi sorumlu tutması ve çözümü de Türkiye’den beklemesi açıklanamayacak bir çelişkidir.

 

Rum liderliği tutumlarını gözden geçirmelidir. Sn Cumhurbaşkanımızın açıklamaları ne Hristofyas’ı susturmak ne de propaganda amaçlıdır. Sn Cumhurbaşkanımızın tek hedefi, gerek Hristofyas gerekse diğer Rum liderliğince Kıbrıs Türk tarafını hiçe saymak ve tüm sorunu Türkiye’ye havale etme gayretlerine karşı koymaktır. Rum liderliği gerçeklerle yüzleşmelidir. Muhatapları Kıbrıs Türk tarafıdır ve çözüm ancak Kıbrıs Türk tarafı ile müzakere edilerek bulunabilecektir. Dolayısıyla bizi hiçe sayan ve Türkiye’yi hedef gösteren açıklama, girişim ve planlara her zaman en sert şekilde tepki konacaktır.

 

Rum Meclis Başkanı Karoyan’ın, Sn Cumhurbaşkanımızı Annan Planı’nı geri getirmeye çalışmakla suçlayacağına, kendisinin pozisyonunu açıklaması daha sağlıklı olacaktır. Sn Cumhurbaşkanı elbette halkının onayından geçmiş bir plana atıf yapacaktır. Esas merak edilen ise çözüm istediğini iddia eden Rum liderliğinin muğlak açıklamalardan başka hiç bir referansının olmamasıdır.

 

Bu talihsiz yaklaşımı diğer Rum liderler de sergilemektedir. Edek başkanı Omiru ve EUROKO’nun başkan yardımcısı Kutsu da ısrarla Türk tarafını suçlamakta, çözümünü Kıbrıs Türk halkının Rum devletine yamanması ile elde edileceğini söylemekte ve Türkiye’nin uluslararası antlaşmalara dayanan haklarını sorgulamaktadırlar. Bilinmelidir ki bu yaklaşımlar çözüme katkı koymadığı gibi Kıbrıs Türk halkını da rencide etmektedir.

 

Bir kaç gün içinde bir araya gelecek çalışma grubu ve teknik komitelerin başarılı ve etkin çalışması adadaki olumlu havaya da bağlıdır. Bu atmosferin bozulmaması için Rum liderliğini sorumlu davranmaya davet ediyoruz.

 

17 Nisan 2008, Lefkoşa