BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI

 

GKRY Dışişleri Bakanlığı tarafından ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ ilkesini kendine hedef seçmiş Türk ulusunun 11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün KKTC’ne yapmakta olduğu ziyarete nezakete sığmayan çirkin ifadelerle değinen açıklaması, Rum tarafının zavallılığının bir ürünü olup, düşmanlıktan başka bir amaca hizmet etmediği aşikardır.

 

Anavatan Türkiye ile KKTC arasında en üst düzeyde gerçekleştirilen bu temaslar ezelden beri süregelen bir devlet geleneği olup, bundan böyle de devam edecektir.

 

Bu açıklama, herşeyden önce Papadopoulos’un seçim kampanyasını yürütmeyi kendine görev edindikleri anlaşılan Rum devlet yetkililerinin bir süredir başlattıkları Türk Silahlı Kuvvetleri’ni karalama kampanyasının devam edeceğine işaret etmektedir. Bu çerçevede, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın da bu konuda öncü rolü üstlendiğini görmekteyiz.

 

Rum tarafının çözümsüzlüğü körükleyen, düşmanca ve tehdit kokan ifadeleri sarılması mümkün olmayan derin yaralara neden olması kaçınılmazdır. Bu ve benzeri açıklamalar Rum tarafının BM parametreleri temelinde adil ve kalıcı bir çözüm hususunda samimi olmadığını ve görüşmelere göstermelik olarak katıldığını kanıtlamaktadır. Rum tarafı osmosis dışında bir alternatife çözüm gözüyle bakmamaktadır. Bir yandan BM’nin iyi niyet misyonunu ortadan kaldırmaya çalışmakta, diğer yandan Kıbrıs sorununu AB platformuna çekmeye çabalamaktadır.

 

AB üyeliği arkasına saklanan Rum tarafı, sergilediği bu tutumla Türkiye ile AB üyesi ülkeleri karşı karşıya getirmeye çalışarak oldukça tehlikeli ve sinsi bir oyun oynamaktadır. GKRY’nin AB üyeliğinden Türkiye ve KKTC’yi zor durumda bırakmaktan öte birşey anlamadığını her geçen gün daha da somut örneklerle görmekteyiz. Avrupa Birliği üyeliğini Türkiye’ye ve KKTC’ye karşı bir silah olarak kullanan Rum tarafının bu tavrının başta Avrupa Birliği yetkililerince hak ettiği değerlendirmeye tabi tutulacağına inanıyoruz.

 

Bir yandan görüşme masasından kaçan Rum tarafı, diğer yandan da Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki insanlık dışı izolasyonların sürdürülmesi ve ağırlaştırılması için her fırsatı değerlendirmektedir. Bunu üyesi olduğu AB’nin ilke ve kararlarına karşı çıkma pahasına yapmaktadır. Bu ve benzeri açıklamalar, Rum tarafının çözüm maskesi arkasına sakladığı ‘osmosis’ politikasını su yüzüne çıkarmaktan başka herhangi bir amaca hizmet edememektedir.

 

Demokratik ve çağdaş değerler üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatanımız Türkiye’nin sağladığı güven ve sarsılmaz destekle geleceğe güvenle bakmaya devam edecektir.

 

18 Eylül 2007, Lefkoşa