BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN BM’NİN SON KARARIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi’nin Barış Gücü’nün adadaki görev süresini altı ay daha uzatan kararında, Rum Yönetimi’nden “Kıbrıs Hükümeti” olarak bahsedilmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın, konuyla ilgili açıklaması şöyle:
"Kıbrıs’taki BM Barış Gücünün (BMBG) görev süresi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 14 Aralık 2005 tarihinde kabul ettiği 1642 sayılı kararla altı ay daha uzatılmıştır.
Kararda, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün görev süresinin sözde “Kıbrıs Hükümeti”nin rızası çerçevesinde uzatılmakta olduğu kaydedilmektedir. 1963 yılından beri meşru hükümeti silah zoruyla gasp etmiş bulunan Kıbrıs Rum yönetiminden “Hükümet” olarak bahsedilmesi Kıbrıs Türk tarafı açısından kabul edilebilir bir tanımlama değildir. Atıfta bulunulan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın sadece güneyinde hükümran olduğu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni temsil etmediği bir gerçektir.
Karar kapsamlı bir anlaşma için müzakerelerin yeniden başlaması yolunda her iki tarafa eşit çağrıda bulunmak suretiyle siyasal çözümün yolunu tıkayan tarafın Rum tarafı olduğu gerçeğini maalesef görmezden gelmektedir. Rum Liderliği ileri sürdüğü kabul edilemez koşullarla olası bir BM girişimini engellemektedir. İçinde bulunduğumuz aşamada kapsamlı çözüm yönünde adım atması gereken tarafın Rum tarafı olduğu aşikârdır.
BM Genel Sekreterinin gözetiminde sürdürülen müzakere süreci çerçevesinde kapsamlı bir çözüme varılması amacıyla hazırlanan Annan Planı ve bu planın halk oylamalarına sunulması sonrasına ilişkin gelişmeleri özetleyerek bundan sonra atılacak adımlara ışık tutan BM Genel Sekreteri’nin 28 Mayıs 2004 tarihli iyi niyet raporu söz konusu süreçte en son kilometre taşıdır. Bu rapor dikkate alınmayarak Güvenlik Konseyi’nin 1999 tarih ve 1251 sayılı güncelliğini yitirmiş kararına vurgu yapılmış olmasının nedenlerini anlamakta güçlük çekmekteyiz.
Tüm barış güçlerinin görevlerini başarıyla yürütebilmeleri için ilgili tüm tarafların rıza ve işbirliğiyle görev yapmaları gerektiği yönündeki kuralın Kıbrıs’taki, BM Barış Gücü için görmezden gelinmesini ve her iki tarafın rıza ve onayının gerek karara gerek Genel Sekreterin Barış Gücü’nün faaliyetlerine ilişkin raporuna yansıtılamamasında ısrar edilmesini anlamak mümkün değildir.
Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki barış ve istikrara katkıda bulunulması ve gerilimden uzak ortam yaratılması amacıyla 2001 yılından bu yana karşılıklı olarak askeri tatbikatlar düzenlenmesinden kaçınma uygulamasını ilgili çevrelerin tüm itirazlarına rağmen saldırı helikopterlerini de kullanarak Nikiforos Tatbikatını icra etmek suretiyle sona erdiren Rum tarafının bu sorumsuz tavrını 1642 sayılı karar yeterli açıklıkla eleştirmemektedir.
Benzer biçimde kararda Lokmacı Barikatının açılması konusunda Kıbrıs Türk tarafının yapıcı tavrı göz ardı edilmekte ve Rum tarafının duvarı yıkmayarak kapının açılmasını engelleme politikasına dolaylı destek sağlanmaktadır. Ayrıca kararda Rum tarafının tüm çağrılarımıza rağmen insani konularda bile diyalogdan kaçması ve ticari araçların güneye geçişine pratikte izin vermemesi gibi konulara atıfta bulunulmaması üzüntüyle gözlemlenmiştir.
Bunların yanı sıra Güvenlik Konseyi kararında ara bölgeyle hiç bir ilişkisi olmayan ve Barış Gücü’nün görev alanı dışında bulunan Akyar köyüne değinmeye devam edilmesini yersiz bir yaklaşım olarak değerlendirmekte ve Akyar’a ilişkin talebin haksız ve gereksiz olduğunu düşünmekteyiz.
Kıbrıs Türk tarafının Dipkarpaz’da yaşayan Rum öğrencilere sağlamış olduğu imkânların ve Rum yönetiminin temel insan haklarını hiçe sayarak barış gücüne yazılı teminat vermiş olmasına rağmen Limasol’da halen bir Türk İlkokulu açmaktan kaçınmasının karara yansıtılmamasını büyük bir eksiklik olarak nitelemekteyiz.
Kararda Genel Sekreter’in Barış Gücü’nün işlevlerini taraflarının görüşlerini dikkate alarak yakından izleyecek olmasının kayda geçirilmesi olumlu değerlendirilmektedir.
Kıbrıs Türk tarafı olarak BM ve Barış Gücü ile işbirliğini
ileriye götürme konusunda kararlılığımızı bir kez daha dile getirir, Güvenlik
Konseyi’nin bugüne kadar izlemekte olduğumuz yapıcı ve çözüme yönelik tutumu
kararlarına yansıtmasına ve Rum liderliğini çözüm konusunda motive etmesine
ilişkin beklentilerimizi yineleriz.”
19 Aralık 2005 - Lefkoşa