BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI
Malumları olduğu üzere, Avrupa Birliği’nin 26 Nisan 2004 kararı uyarınca hazırlanan ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonların kaldırılmasında önemli bir adım teşkil edecek olan Doğrudan Ticaret Tüzüğü, aradan üç yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, henüz hayata geçirilememiştir. Bu çıkmaza yol açan en önemli neden Güney Kıbrıs Rum yönetiminin engelleyici girişimleridir. Sözkonusu Tüzüğün kabulünü önşartlara bağlama ve amacından saptırma çabalarını son dönemde daha da yoğunlaştıran Rum yönetiminin geçtiğimiz günlerde açıklamış olduğu Kıbrıslı Türklere yönelik sözde “ekonomik önlemler” 40 yılı aşkın bir süredir izolasyonlar altında ezilen halkımıza uygulanan izolasyonların devamını sağlama emeli taşımaktadır.
“Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasındaki ekonomik ilişkilerle işbirliği şartlarının iyileştirilmesinin amaçlandığı” iddiasıyla gündeme getirilen “ekonomik önlemler” esasen başta AB olmak üzere uluslararası camiayı kandırmaya yönelik olumlu bir imaj yaratma çabasıdır. Sözkonusu önlemleri Rum siyasi çevreleri dahi samimiyetten uzak ve Kuzey Kıbrıs ile AB ülkeleri arasında doğrudan ticareti engelleme çabası olarak nitelemişlerdir.
GKRY, iki taraf arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine karşı olumsuz tutumunu Yeşil Hat Tüzüğü’nün uygulanmasına ilişkin çıkarmakta olduğu zorluklar ve ekonomimize katkı sağlayacak her adımı engelleme gayreti ile her fırsatta kanıtlamaktadır. Rum tarafının açıklamış olduğu art niyetli sözde açılımların esas amacı “azınlık” olarak gördükleri Kıbrıs Türk halkını ekonomik açıdan Rum tarafına bağımlı hale getirmek suretiyle, “osmosis” hedeflerini gerçekleştirmektir.
Rum tarafının bu son girişimi AB Dönem Başkanlığı’nın gündeminde bulunan Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü öldürme çabasından başka bir amaca hizmet etmemektedir. Ayrıca, “açılım” olarak yansıtılmaya çalışılan Rum tarafının art niyetli bu teklifi 8 Temmuz mutabakatı çerçevesinde kurulması öngörülen teknik komitelerde ele alınması gereken iktisadi konuları da içermekte olup, 8 Temmuz sürecine ciddi bir darbe vurmaktadır.
Kıbrıs sorunu ile ilgilenen başta BM ve AB olmak üzere tüm çevreler Rum yönetiminin yanıltıcı ve göstermelik girişimlerine itibar etmeyerek, 8 Temmuz sürecini olumsuz etkileyecek davranışlardan kaçınması yönünde Rum tarafını uyarmalı ve yapılan taahhütler doğrultusunda Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün daha fazla vakit kaybedilmeden limanlarımızdan AB ülkelerine tercihli ticarete imkan verecek şekilde kabul edilmesini sağlamalıdır.
Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Rum tarafının bu ve benzeri dayatmalarını kabul etmeyeceğimiz bilinmelidir. Ekonomimizi çökertmek amacıyla elinden gelen herşeyi yapan Rum yönetimini bir kez daha hayal dünyasında yaşamaktan vazgeçmeye çağırır, Kıbrıs Türk tarafı olarak hiçbir suretle Kıbrıs Rum tarafına boyun eğmeyerek ekonomimizi güçlendirme ve dış dünyayla entegre olma yönünde atmakta olduğumuz adımlara devam edeceğimizin altını bir kez daha çizeriz.
Lefkoşa, 24 Mayıs 2007