BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI SAYIN DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, doğal gaz ve petrol arama – çıkarma için Mısır ve Lübnan’la Münhasır Ekonomik Bölge sınırlarını belirleyen birer anlaşma yapması ile aynı amaçla Rum Meclisince yeni çıkartılan bir yasa çerçevesinde çalışmalar başlatması taraflar arasındaki ilişkileri gerginleştirme potansiyeline sahip bir gelişmedir. Her şeyden önce, sadece Kıbrıs Rum halkını temsil eden GKRY’nin gerek Mısır ve Lübnan’la gerekse başka ülkelerle imzalamış olduğu anlaşmaların hiçbir şekilde Kıbrıs Türk halkını bağlamadığının bir kez daha vurgulanmasında yarar vardır.

Ayrıca, yarı kapalı bir deniz niteliğindeki Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığı veya münhasır ekonomik bölge sınırlandırılmasının ancak bütün ilgili ülkeler arasında ve bütün tarafların hak ve çıkarlarını gözetecek şekilde yapılacak düzenlemelerle mümkündür. Bu durumda, Kuzey Kıbrıs topraklarında ve egemenliğimiz altındaki karasulardaki tek otorite Kıbrıs Türk halkının tek temsilcisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğunun bir kez daha vurgulanması, GKRY’nin yaratmış olduğu arzu edilmeyen bu durum karşısında gereklidir. GKRY’nin bu konuda çıkardığı yasaların veya ilgili ülkelerle yaptığı anlaşmaların bizim açımızdan geçerliliği bulunmamaktadır. KKTC’nin yetki alanına giren bölgelerde GKRY’nin, bu tür anlaşmalar yapmak ve kendi Meclisi’nde yasa çıkarmak suretiyle hidrokarbon arama-çıkarma çalışmaları başlatmasının haklarımıza halel getirmemesi için Kıbrıs Türk tarafı ve garantör ülke Türkiye gerekli tedbirleri alacaktır.

Kıbrıs Adası çevresinde petrol ve doğal gaz arama ve çıkarmak amacıyla bir yasa geçiren ve ikili anlaşmalara giden GKRY’nin, gereksiz bir gerginliğe sebebiyet verebilecek ve amaçlanan barışçıl bir çözüm perspektifine zarar verebilecek çabaları son vermeye çağırır, ada üzerindeki kaynaklardan iki tarafın müşterek yararlanması gerektiği gerçeğini dikkate almasını bekleriz.

30 Ocak 2007, Lefkoşa