BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. SAYIN TURGAY AVCI’DAN HRİSTOFYAS’A YANIT: “GARANTİ SİSTEMİNİN KAYITSIZ ŞARTSIZ DEVAMI TALEBİMİZDİR”
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas’ın, son açıklamasında Kıbrıs’ı kast ederek “çağdaş bir ülkede garantörlüğe gerek olmadığı” sözlerini değerlendirdi.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı’nın 23 Ekim 2008 tarihli açıklamasının tam metni şu şekildedir:
“GKRY lideri Hristofyas, son yapmış olduğu açıklamada, Kıbrıs’ı kastederek “çağdaş bir ülkede garantörlüğe gerek olmadığı” görüşünü ortaya atmıştır. Hristofyas’ın bu görüşüne gönülden katılıyoruz. Kıbrıs’ta çağdaş siyasi bir ortam bulunsaydı, Kıbrıs Rum tarafıyla ilişkilerimiz eşitlik ve çağdaşlık ilkeleri temelinde varolsaydı, haliyle garantörlük sistemine de ihtiyaç bulunmayacaktı. Ne var ki, biz Ada’da birlikte kurduğu ortaklık cumhuriyetinden silah zoruyla atılan, 11 yıl boyunca soykırıma uğrayan, 103 köyü yıkılıp yokedilen bir halkız ve çağdaş değerlere sahip bir komşumuz olmadığı tecrübesinden yola çıkarak garanti sisteminin devamını kayıtsız şartsız talep etmekteyiz.
Öte yandan, geçmişte yaşanan tüm bu acılara ilaveten, GKRY liderliğinin Türk düşmanlığı içeren politikalarına devam ettiği de bilinen bir gerçektir. KKTC ve Türkiye’ye yönelik nefret, kin aşılayan eğitim sistemiyle gelecek Rum nesilleri yetiştiren, insanlık dışı ambargolarla Kıbrıs Türk halkının dünyayla bütünleşmesini engellemeye çalışan, Kıbrıs Türkünün Ada’daki kültürel varlığını yok etmek için seferber olan, örneğin Baf Rum Belediye Tiyatro Binasının Kıbrıs Türk arazisine inşa edilmesinde ısrar edilmesi gibi Ata yadigarı topraklarımızı peşkeş çekmeye çalışan bağnaz Rum mentalitesine karşı tek güvencemiz Türkiye’nin uluslararası antlaşmalarla saptanmış bulunan garantörlük hak ve görevinin aynen devamıdır.
Hristofyas, Kıbrıs konusunun çözümlenebilmesi için siyasi iradeye sahip olduğu, “ilerici ve barış sever” bir yönetim öngördüğü iddialarıyla GKRY liderliği görevini kazanmış olabilir, ancak bugüne kadarki söylemleri ve politikalarıyla Kıbrıs Türkünü siyasi eşit ortağı olarak görmediğini, kendi çözüm anlayışları dışında hiçbir uzlaşıya açık olmadığını, tek emellerinin gasp ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’ni mevcut haliyle devamını sağlamak olduğunu ispatlamıştır.
GKRY liderliği, Ada’da çağdaş değerler temelinde bir ortaklığı oluşturmak niyetinde olsaydı, geçmişte yaşananlardan ders alır, Kıbrıs Türkünü siyasi eşiti kabul etmediği bir anlaşmaya hiçbir surette varılamayacağı gerçeğini kabul eder, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün KKTC halkı için yaşamsal önemini idrak eder ve bunu sorgulamaktan vazgeçerdi.
Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isteriz ki KKTC, kapsamlı bir çözümün temel taşlarını oluşturan iki halka, iki kesimliliğe, Kurucu devletlerin siyasi eşit statüsüne ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine dayalı yeni bir ortaklığın kurulması yönünde üzerine düşeni yapmaya hazırdır. Kıbrıs Türk tarafı, bu inanç ve sorumlulukla Rum liderliğinin kışkırtıcı tüm girişim ve söylemlerine rağmen tam teşekküllü müzakerelere iyi niyetle katkı koymaya devam edecektir. Ancak bu iyi niyetli fakat tek taraflı katkının da sonsuza dek devam edemeyeceğinin de bilinmesinden sonsuz yarar görüyoruz.”
Lefkoşa, 23 Ekim 2008