BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. SAYIN TURGAY AVCI BAŞPİSKOPOS HRİSOSTOMOS’UN AÇIKLAMALARINA TEPKİ GÖSTERDİ...

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum Başpiskopos Hrisostomos’un Kıbrıs konusundaki son açıklamalarının Rum tarafının gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdiğini belirterek, “Dinlerarası diyalog ve barış çağrısı yapması gereken bir din adamının ırkçılık ve düşmanlık çığırtkanlığında bulunması kabul edilemez” dedi.

Avcı, 28 Ekim 2008 tarihli yazılı açıklaması şu şekildedir:

“Başpiskopos Hrisostomos’un, Kıbrıs konusundaki son incileri Rum tarafının gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hrisostomos, Simerini Gazetesine verdiği beyanatta, KKTC ile GKRY arasındaki geçiş noktaların kapatılması gerektiği tezini savunmakla iki halk arasına nifak tohumları serpiştirmektedir. 2003 yılında Kıbrıs Türk tarafının girişimleriyle başlatılan karşılıklı geçişleri dahi hazmedemeyen Hrisostomos, bir anlaşma yoluyla varılacak yeni ortaklık düzenine tahammül edemeyeceğini de açıkça göstermektedir.

Kilisenin siyasete müdahale ettiği bu gibi durumlar bize Makarios dönemi politikalarını ve bu politikalar neticesinde Kıbrıs Türkünün yaşadığı acıyla dolu yılları hatırlatmaktadır. Hrisostomos’un, Makarios vari politikalara soyunmasının ise bizce tek bir açıklaması olabilir: Bu da Kıbrıs Rum tarafının, Ada’yı Helenleştirme ve tüm Ada’nın sahibi olma emelinden bir an dahi vazgeçmemiş olması gerçeğidir. Bu bağlamda, Kıbrıs Türkünün Ada’nın %16’lık bir bölümüne sıkıştırılması gibi mantıktan yoksun ve Ada’nın gerçekleriyle bağdaşmayan bağnaz bir görüşü savunma cüretini gösteren Hrisostomos’un, Kıbrıs Türklerine 1963-74 yılları arasında yaşattıkları trajediye özlem duyduğu anlaşılmaktadır. Kıbrıs’ta 11 yıl boyunca Ada’nın %3’üne tekabül eden gettolarda  yaşamak zorunda bırakılan Kıbrıs Türk halkının, Hrisostomos’un bu deli saçması iddialarına tek bir cevabı vardır: Kıbrıs Türk halkı, Ata yadigarı topraklarımız da dahil olmak üzere Kıbrıs’ta sahip olduğu haklarında hiçbir surette vazgeçmeyecektir.

Bir din adamının, dinlerarası diyalog ve barış çağrısı yapması gerekirken, ırkçılık ve düşmanlık çığırtkanlığında bulunması kabul edilemezdir. Müzakereler sürecine inanmadığını açıkça ifade etmekten çekinmeyen Hrisostomos, bu görüş ve tutumuyla Kıbrıs’ta müzakereler süreciyle yaratılmaya çalışılan olumlu atmosfere de zarar vermektedir. Hrisostomos, kendi tezleriyle birebir örtüşmeyen bir anlaşmanın kabul edilmemesi çağrısında bulunmakla, esasen, Rum liderliğini uzlaşmaz bir tutum benimsemek yönünde destek ve teşvik etmekte, daha da ötesinde, tam teşekküllü müzakereler yoluyla Ada’da oluşturulacak bir ortaklığa açıkça karşı çıkmaktadır. Dini bir liderden beklenen davranış ve tutumun bu olmadığı açıktır.

Hrisostomos, Kıbrıs sorununun Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasında çözümlenmesi gerektiği anlayışını inkar ederek, sorumluluğu Türkiye’ye yüklemeye çalışmakla bilinen Rum politikalarını sergilemektedir. Kıbrıs’ta bir anlaşmaya iki taraf arasında başlatılan tam teşekküllü müzakerelerin başarıyla sonuçlandırılmasıyla varılacaktır. Ada’da bundan farklı bir gerçek yoktur. Bu çerçevede, sorumluluk sahibi bir dini liderden beklenen davranış, Ada’daki çözümsüzlüğün faturasını Türkiye’ye çıkarmaya çalışmak yerine, GKRY liderliğine ciddiyetle görüşme masasına oturarak çözüm yönünde çaba gösterme çağrısında bulunmasıdır.”

Lefkoşa, 28 Ekim 2008